Rewind two years. On one of the many sleepless nights, I had confessed to my mum that I didn’t want to live anymore. And I had fallen asleep as I cried and cried and cried.

Last night I had trouble falling asleep… I couldn’t stop thinking about stuff I no longer even remember. Suddenly I was struck by a thought; I don’t wanna die. Not as in I wanna live forever, but I WANT TO LIVE. I was so excited that I couldn’t contain myself and I fell asleep smiling.

It’s amazing how much you can move on in such a - relatively - short time. My motto is, it gets better. Never stop believing in you. Just keep going. Remember, every cloud has a silver lining.

16 yaşıma öğüt verebilseydim…

Öncelikle kendini ilk sıraya koy. Tamam romantiksin ama ilişkilerinde sürekli bir başkasının fikrine ihtiyaç duymak demek tek başına hareket etmeyi öğrenememek demek. Bağımlı kişilik ve bağımlı ilişkilere hayır.

Saçlarınla barışık ol. Kıvırcık veya düz, kısa veya uzun onları sev.

Diğer kızları küçümsemeyi, kıskanmayı, tehdit olarak görmeyi bırak, onlardan nefret etmekten vazgeç. Senden bir tane daha yok. O yüzden rekabet etme hissin gereksiz. Senin yerinde olsam güzel bir kız gördüğümde gider ona iltifat ederdim, “harika görünüyorsun”, “Allah’ım sana aşığım” vs. gibi. Kendini topla. Yoksa sonu yalnızlık.

İsteklerinin peşinden git. Cesur ol. Kimse hayalini kurduğun mesleği senin için gerçekleştiremez. O hoşlandığın çocuğa çıkma teklifi et. Sonunda #pişmanlıklar demektense “istediğimi yaptım!” demenin hazzını yaşa. Yapamadıysan bile “en azından denedim” der hafiflersin. Korkusuz ol. İstediğin herşeyi yap.

Son olarak, verdiğin kararlar sevdiğin yönde olsun. Yaptıklarını korktuğun için değil, sevdiğin ve istediğin için yap. Ve mutlu ol. Seyahat et. “Evet” de. “Hayır” demeyi de. Arkadaş edin. Vücudunun değerini bil. Zihninin de. Bakıp sevgini verebileceğin kadar hayvan evlat edin.

Kendine katı davranma. Sana inan. Sevgiyle kal.