bitterarab

Come, lets burn this city down and build a better one
قوم ننسى هالزمان و نحلم زمن ألطف
Let’s forget these times and dream of nicer ones
مازالك بلا شىء ما فيك تخسر شىء
Since you still have nothing, then you have nothing to lose
و أنا مليت من عشرة نفسى

And I’m sick of being alone

كان بدى غير العالم مش عارف كيف العالم غيرنى
I wanted to change the worldI don’t know how the world changed me
كان بدى احمل السماء وهلأ أنجق حامل نفسى
I wanted to carry the sky, now I can’t even carry myself
قول اننى منيح
Say that I’m okay
قول اننى منيح
Say that I’m okay

Birkaç ay önce dedem: “Ben defterimi doldurdum…”
Babam: “Sana başka defter alalım o zaman baba.”

Daha iyi anlatabilir miydi gitmeye hazır olduğunu? Her hayat bir kitapsa eğer yazılmayı bekleyen, o kitabının son bölümüne dün sabah noktayı koydu ve kitabı bir daha açılmamak üzere tozlu raflara kaldırıldı. Ben istediğim an temiz bir sayfa açıp yeni bir başlangıç yapabileceğimi düşünürken - ki gelişme bölümünde hep öyle olur - her zaman öyle olmadığını, elimizde sınırlı sayıda sayfa olduğunu ve bir gün bilerek veya bilmeden son sayfamızı yazacağımızı - bir kez daha - hatırladım.

En son ziyaretine Kıbrıs’tan ayrılmadan bir gün önce, 14 Ağustos’ta, kardeşimle beraber gitmiştim. Biraz onun evinde oturup akşam yemeği için halamlara gitmiştik. Halam pizza hamuru hazırlamıştı. Beraber sebzeli ve tavuklu pizza yapmıştık. Dedem de beğenmişti.

“Bu defa nere gidecen Özge Allah istersa?”
“San Sebastian’a dede, İspanya’nın kuzeyinde çok güzel bir şehir.”
“İyi gızım, oku gez. En güzeli.”

Bir seferinde okuyup “Kıbrıs’a dön.” demişti. Annem babam yaşlandığında onların yanında olmam için. Çünkü en iyi o bilirdi yalnız ve yaşlı olmanın ne demek olduğunu.

Sondan bir önceki ziyaretine Şeker Bayramı’nın ikinci günü, tatil için Kıbrıs’a gelen arkadaşım Jose’yle gitmiştik. Jose ona “Ne kadar genç görünüyorsun. 60 yaşında gibisin.” dediğinde çok gülmüştü.

Dedem, dün sabah aramızdan ayrıldı. Onu bir daha göremeyecek olmak üzücü… Ama daha iyi bir yere gittiğine inanıyorum. Hatta bundan eminim. Şimdi onu kalbimde yaşatmaktan başka seçeneğim yok. Ne de olsa hayatın kuralı bu…

Yanında olmak istiyorum. Sen bilmesen de senin geçtiğin yollardan defalarca yürümek, kokunu yaydığın sokakların bütün havasını solumak, dönüp arkana baktığında beni fark etmeni istiyorum. Elini tutmak, tuttuğum anda zamanı durdurmak, hayatın o tüm işleyişini aşkımızla durdurmak, senden başka hiçbir şeyin farkında olmak istemiyorum!
Umay Umay
brstuna
brstuna:

Kobane konusunu istediğiniz kadar görmezden gelebilirsiniz, önünüze çıkan haberleri okumak yerine magazin haberlerine bakabilir ya da tümüyle yok farz edip ülkenin tümünde direnen insanları “PKK’ lı bunlar ya” diyerek olayın özünü görmezden gelebilirsiniz. Kapsamlı düşünmediğiniz her an Kobane meselesinin bu ülkenin en büyük sorunu olduğunun farkında olmanız gerek. Eğer Kobane halkının katledilmesine ses çıkarmayacaksanız kusura bakmayın ama umarsızlığınız vicdanınızı ele geçirmiş demektir. IŞİD’ in bir ideolojisi olmadığını, sadece terör üzerinden çok başarılı bir propaganda yaptığını ve önüne çıkan her canlıyı kesip, biçeceklerini hepimiz biliyoruz. O coğrafyada ölenlerin milliyetini boşverelim, Kürt ya da başka bir milliyet. Neticede öldürülecek olan, kafası kesilecek olan, tecavüze uğrayacak olanların hepsi insanlar. Ne zamandan beri katliama uğrayacak insanların milliyetini sorgulamaya başladık bunu soralım kendimize. Geziye katılıp Kobane’ yi görmezden geliyorsan direnişin özünü benimseyememiş olmandan korkuyorum. Tam da dibindeki bunca acıyı görmezden gelip hala hayatına devam edebiliyorsan unutma ki şu anda gerçekleşenlerin hepsi sadece fırtına öncesi ortaya kalkan toz bulutları. Bir gün tüm bu olanlara karşı tepkisiz kaldığın için pişman olacak zamanın bile olmayabilir. Kobane düşebilir ama bildik bir Kürt sözü vardır “azdan az gider, çoktan çok”..

brstuna:

Kobane konusunu istediğiniz kadar görmezden gelebilirsiniz, önünüze çıkan haberleri okumak yerine magazin haberlerine bakabilir ya da tümüyle yok farz edip ülkenin tümünde direnen insanları “PKK’ lı bunlar ya” diyerek olayın özünü görmezden gelebilirsiniz. Kapsamlı düşünmediğiniz her an Kobane meselesinin bu ülkenin en büyük sorunu olduğunun farkında olmanız gerek. Eğer Kobane halkının katledilmesine ses çıkarmayacaksanız kusura bakmayın ama umarsızlığınız vicdanınızı ele geçirmiş demektir. IŞİD’ in bir ideolojisi olmadığını, sadece terör üzerinden çok başarılı bir propaganda yaptığını ve önüne çıkan her canlıyı kesip, biçeceklerini hepimiz biliyoruz. O coğrafyada ölenlerin milliyetini boşverelim, Kürt ya da başka bir milliyet. Neticede öldürülecek olan, kafası kesilecek olan, tecavüze uğrayacak olanların hepsi insanlar. Ne zamandan beri katliama uğrayacak insanların milliyetini sorgulamaya başladık bunu soralım kendimize. Geziye katılıp Kobane’ yi görmezden geliyorsan direnişin özünü benimseyememiş olmandan korkuyorum. Tam da dibindeki bunca acıyı görmezden gelip hala hayatına devam edebiliyorsan unutma ki şu anda gerçekleşenlerin hepsi sadece fırtına öncesi ortaya kalkan toz bulutları. Bir gün tüm bu olanlara karşı tepkisiz kaldığın için pişman olacak zamanın bile olmayabilir. Kobane düşebilir ama bildik bir Kürt sözü vardır “azdan az gider, çoktan çok”..